..Üniversitelinin Sesi Burada Başka Çıkıyor..

...www.bizuniversiteliyiz.tr.cx...
 
AnasayfaGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Has_Nick_Tir
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 29
Kayıt tarihi : 20/03/08

MesajKonu: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   C.tesi 22 Mart 2008 - 2:49

AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz neler..Sizce kapatılmalı mı ? buyrun fikrinizi alalım


En son GncDvrmc tarafından Perş. 17 Nis. 2008 - 0:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cankayaligenclik.tr.cx
luzumsuz



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 22/03/08

MesajKonu: :D   C.tesi 22 Mart 2008 - 13:31

recebim parti kapanıyo Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Has_Nick_Tir
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 29
Kayıt tarihi : 20/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   C.tesi 22 Mart 2008 - 14:07

Odak olma suçu: AKP’de Mustafa çok Tansel az: DONAR araştırma şirketi tarafından yapılan çalışmada; AKP seçmenleri arasında, Mustafa, Ahmet, Ali, Ayşe, Havva gibi İslam kaynaklı isimlerin CHP seçmenlerine göre 3 katı fazla olduğu, buna karşın; Tansel, çiyse, Berkecan, Sudesu gibi çağdaş isimlerden neredeyse hiç olmadığı tespit edildi.

Reklam panolarında şeriat provası. Konya Mevlana Müzesi karşısında bulunan reklam panolarına ünlü Amerikan porno yıldızı Carmen Elektra yeni filmi için reklam vermek istemiş, AKP’ye bağlı Konya Belediyesi bu talebi geri çevirmiştir.

İçki yasağında son perde: AKP, içki yasağı politikasını uygulamak için pilot bölge olarak Samsun Devlet Hastanesini seçti. AKP yönetimi tarafından başhekim yapılan imam hatip kökenli, Samsun Devlet Hastanesi başhekimi Kamil çoban, siroz hastası 59 yaşındaki B.T. isimli hastasına, içki içmeye devam etmesi durumunda tedaviye devam etmesinin bir anlamı kalmayacağını söyleyerek, içki içmemesi konusunda baskı yaptı.

AKP’nin gizli anlamı: AKP harflerinin gerçek anlamı ortaya çıktı. AKP’nin kuruluşunda görev almış bir yetkili, elimizde bulunan ses kayıtlarında; harflerin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni değil Allah ve Kuran Partisi kelimelerini ifade ettiği, ancak şartlar olgunlaşmadığı için gerçeğin açıklanamadığını itiraf etti..

Doğan Medya Center’da da namaz skandalı: Doğan Medya Center içinde bulunan yoga ve reiki salonunu saat:05.00’de temizlemek için gelen bir grup temizlikçi kadın başörtülülerini takarak salonda namaz kılmaya teşebbüs etmişler, bir cumhuriyet mitingi dönüşü gazeteye gelmiş bulunan Milliyet Gazetesi çalışanları, namaz kılma eylemini henüz kıyam halindeyken bastırmayı başarmışlardır. Temizlikçilerin AKP iktidarı döneminde işe alındıkları, AKP iktidarından cesaret alarak geçtiğimiz Ramazan ayında da oruç tutma eylemi yaptıkları ortaya çıkarıldı.

Havadan konularla bile laikliğin altı oyuluyor: Meteoroloji Meslek Liseleri öğrencilerine 4 adet yağmur duası ezberleme zorunluluğu getirildiği iddia edildi.

İnsanları inanan ve inanmayan şeklinde kamplara ayırıyorlar: AKP’li Bakan tarafından atanan Mamak Milli Eğitim Müdürü, öSS sınavına girecek öğrencilere yaptığı konuşmada “ Allah hepinize sınavda zihin açıklığı versin” diyerek sadece Allah’ın sevdiği dini bütün öğrencilerin başarılı olmasını istediği, dinle daha limoni bir ilişkisi olan gençlerin ise yerle yeksan olmasını dilediği anlaşıldı.


AKP’li seçmen davranışlarında artan irtica eğilimi: 14 Nisan 2006 günü, AKP seçmeni olduğu tespit edilen 67 yaşındaki Hatice Benli, Gaziosmanpaşa – Bakırköy hattında çalışan belediye otobüsüne sağ ayağıyla bindi ve ayağını atarken içten içe “bissmillahirrahmanirrahimm” dedi.

AKP’nin Atatürk karşıtı kadrolaşma hareketi: AKP’li bakan tarafından yeni atanan Rize Tapu Kadastro Müdürü’nün odası boyanırken Atatürk resmi duvardan indirildi. Kullanım talimatnamesinde boyanın 12 saatte kuruyacağı belirtilmişken, resim 15,5 saat sonra yani 3,5 saat gecikmeli olarak tekrar eski yerine asıldı. Dolayısıyla söz konusu partinin Atatürk’ü hazmedemeyen kişilerle kadrolaşma yaptığı ispatlanmış oldu.

THY’nin başörtülü açık ayrımı yaptığı belgelendi: 25 Şubat 2004 tarihinde Ankara – Urfa uçağında başı açık bir kadına cam kenarı koltuk kalmadığı söylenmişken, daha sonra gelen türbanlı kadına cam kenarından yer verildiği belgelendi. Yolcuların biniş kartları da ekte delil olarak sunulmuştur.

İnkılap tarihi dersini sindiremediler: Antalya Saime Yahşigil İlköğretim Okulunda ders programı yapılırken, din derslerinin zihinlerin zinde olduğu sabah saatlerine, İnkılâp Tarihi derslerinin ise hemen öğle yemeğinden sonra, çocuklara rehavet çöktüğü saatlere konması dikkat çekti. Ayrıca, rehaveti arttırmak için İnkılap tarihi derslerinin olduğu günler yemekhanede ayran dağıtıldığı belirlendi. Tüm bunlarla körpecik beyinlerin dini bilgilerle doldurulması, Atatürkçülüğü ise öğrenecek takati kalmaması amaçlanıyor.

AKP Belediyeleri’nin Yeşil Takıntısı: AKP’li belediyelerin geçmiş dönemlere göre iki kat fazla yeşillendirme çalışması yaptığı belgelendi. Şeriatı temsil eden yeşil ile rejim değişikliğine park, bahçe ve refüjlerden başladıkları açıkça görülmektedir.
Halka okunmuş su içiriliyor: AKP’li İstanbul Belediyesi Terkos ve ömerli barajları kıyısında her Cuma günü 41 imama 41 yasin okutuyor. Okunmuş sular şebekeye veriliyor, bu sayede insanların dini duyguları coşturularak amaçlanan şeriat devleti için taban oluşturuluyor.

Ampul Gavur icadı: CHP’nin amblemi bir Türk savaş aleti olan OK, DP’nin amblemi yine bir Türk taşıma aracı olan AT iken AKP’nin sembol olarak Amerikalı Edison tarafından icat edilmiş AMPüL’ü seçmiş olması Türkiye’yi Batıya peşkeş çekeceğinin en güzel kanıtıdır.

AB ile gizli anlaşma: Vatansever Türk Tugayları Konfederasyonunun internet sitesinde yer alan belgeye göre; Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB’nin Genişleme sorumlusu Oli Rehn ile gizli bir anlaşma yapmıştır. Anlaşmaya göre, Sinop – Mersin hattının doğusu Sözde Ermenistan ve Kukla Kürdistan devletleri arasında paylaşılacak. Ege bölgesi Helen cumhuriyeti olacak. İstanbul, sıcak sulara açılma emelinden bir türlü vazgeçmeyen Rusya’ya bırakılacak. Abdullah Gül’e jest olarak da Kayseri merkezli Gülistan İslam Cumhuriyeti kurulacaktır.

Erdoğan neden Fenerbahçeli? Fenerbahçe’nin bayrağı sarı-laciverttir. Bayrak 15 dakika kezzaplı suda bekletildiğinde iki rengin karışmasından yeşil renk ortaya çıkmaktadır. Erdoğan’ın şeriat özlemi takım tercihinde bile kendini ele vermektedir.
Menderes’in köpek davasından sonra Erdoğan’ın kedi davası: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Van ziyareti sırasında hediye edilen(!) ve adını CANSU koyduğu kedisi yine Başbakan'ın inisiyatifiyle başbakanlık konutuna yerleştirilmiş ve konutun tüm imkanları kedi Cansu'ya seferber edilmiştir. Halkımız sefaletle boğuşurken bununla da yetinilmemiş, bir yabancı misyon şefinin getirdiği pahalı mama 'hill's' ve altın işlemeli tasma memnuniyetle kabul edilmiştir!! Geçtiğimiz yıl mart ayında birkaç günlüğüne konutu terk eden kedi Cansu'ya bu gayri ahlaki davranışından dolayı herhangi bir ceza verilmemiştir!

AKP iktidarı dini futbola bile alet etmiştir: AKP döneminde eşi türbanlı olan Ertuğrul Sağlam Beşiktaş teknik direktörü olurken, namaz kıldığı bilinen futbolcular sürekli ilk onbirlerde takımda yer bulmaya başlamışlardır. AKP iktidarı döneminde Anelka ve Aurilio’nun Müslüman olmaya zorlanması ve aynı iktidar döneminde İlhan Mansız’ın (İ.Mansız) ise futbolu bırakmak zorunda kalması da dikkat çekmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cankayaligenclik.tr.cx
Has_Nick_Tir
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 29
Kayıt tarihi : 20/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   C.tesi 22 Mart 2008 - 14:08

İşte Erdoğan'ın 61 eylemi

İddianamede Erdoğan'ın 61 eylemine yer veriliyor "velev ki" 47. sırada...


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın AKP hakkında açtığı kapatma davasının iddianamesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın laiklik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle 61 eylem ve demecine yer verildi.


Bu söz ve eylemler nedeniyle partinin kapatılması ve Başbakan Erdoğan hakkında 5 yıl süreyle siyasi yasak getirilmesi istendi.


İddianamede, Erdoğan'ın türban için "velev ki siyasi simge" sözleri 47. sırada yeraldı. Başörtüsünü "ulemaya" sorulması açıklamalarıda iddianameye giren Erdoğan'ın yargıyla girdiği tartışmalar da dosyaya konuldu.



Başbakan Erdoğan'nın iddianame yer alan çarpıcı açıklamalarından bazıları şöyle:

ERDOĞAN’IN “MODERN BİR İSLAM DEVLETİ OLARAK TÜRKİYE” SÖZÜ DELİL OLDU


- 2003 yılı Mayıs ayında Malezya’ya yapmış olduğu gezide bu ülkede yayımlanan News Straits Times adlı gazeteye demeç veren Başbakan Erdoğan ‘‘Modern bir İslam devleti olarak Türkiye, medeniyetlerin uyumuna örnek olabilir’’ dedi,




- Yargıtay Onursal Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya’nın ülkede yaşanan gelişmeleri ve gidişatı da gözeterek 2003 Yılı Adli Yıl açılış konuşmasında, “…Sınırsız din ve vicdan özgürlüğü isteyenlerle İslami devlet kurmak isteyenlerin amaçları aynı…" şeklindeki tespitine, Erdoğan " …Bu bir defa çirkin ve olumsuz bir yaklaşım, Bir defa özgürlükleri farklı bir noktada olan kişinin özgürlük alanına kadar o alana giremezsiniz. Siz bir dinin mensubuysanız, farklı bir dinin mensubunun olduğu alana giremezsiniz.



İnancınızın gereği neyse, bu inanca saygı duymak yönetimlerin görevidir.(…) Kaldı ki, şu anda yaşanan süreçte gerek Türkiye’de, gerek Batı’da, gerek Dünya’da tamamıyla dinlere saygılı olan bir anlayışın egemen kılınması, aynı şekilde düşünceye ve örgütlenmeye saygılı yapıların, özgürlüklerin oluşmasına fırsat verilmesini devamlı olarak imkânını hazırlıyor. Biz de böyle bir gayretin içindeyiz …" diye beyanda bulundu.



-Genelkurmay 2. Başkanı Org. İlker Başbuğ’un imam hatip lisesi mezunlarıyla ilgili askerlerin rahatsızlığını ortaya koymasından sonra, Üniversitelerarası Kurul üyesi profesörler ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile görüşen Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Çelik’in acil olarak çıkarılmasını savunduğu imam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye girişini zorlaştıran katsayı engelini ortadan kaldırması amacıyla YÖK Yasasında yapılacak değişikliğe ilişkin tasarıyı “acelemiz yok” diyerek geri çekti.



“İSLAMIN ÖNÜNE BİRŞEY KONULAMAZ”




- Erdoğan, 29.05.2004 tarihinde Oxford Üniversitesinde yaptığı konuşma sonrası verdiği demeçte imam hatip liselilerin önünü açan YÖK Yasası'nı laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle veto eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e, "Bu okullar çok partili dönemden beri var. Dün laikliğe aykırı değildiler, bugün niye aykırı oldular? Bunun laiklikle alakası yok" [/B[b]]…"Normal liselerde okutulan birçok ders İHL'de de okutuluyor. Ayrıca din dersi için de bir yıl fazla okuyorlar. Bu tür bir eğitim almak laikliğe aykırı mı? (...) İnsanlar dini gereklerini böylece yerine getirebilir. İslam ile laikliği yan yana tanım olarak getirmek yanlış olur. Kişiler laik olmaz." dedi.



- RP İstanbul İl Başkanı olarak Ümraniye'de 1994 tarihinde yaptığı konuşmanın kasedinin Kanal D'de yayınlanması üzerine Erdoğan, söz konusu konuşmayı günün şartları içinde, üyesi bulunduğu partinin söylemleri ve disiplini gereği gerçekleştirdiğini ifade ederek, “Bazıları laikliği din gibi algılıyor. Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz. İnsan iki dine mensup olamaz. Asıl itibarıyla laiklik bir sistemdir ve fertlerin değil, devletin laikliği söz konusudur. Dine mensupluksa ferdi bir tasarruftur. O manada söyledim" dedi.



“TÜRKİYE’NİN YÜZDE 99’U MÜSLÜMANDIR”


- Christchurch kentinde, "Ulusal Avrupa Etütleri Merkezi" tarafından düzenlenen konferansa katılan Erdoğan, "Türkiye'de Türkü vardır, Kürdü vardır, Lazı vardır, Çerkezi vardır, Gürcüsü vardır, Abhazı vardır, aklınıza ne gelirse. Bizdeki etnik unsurları birbirine bağlayan önemli bir din bağı vardır. Çünkü Türkiye'nin yüzde 99'u Müslüman'dır” dedi.



- Erdoğan, Avustralya’nın Sydney Kentini gezerken, “Herkes kendi kimliğiyle övünebilir. Bu onun en doğal hakkıdır. Kürt Kürtlüğüyle, Türk Türklüğüyle, Çerkez Çerkezliğiyle, Laz Lazlığıyla övünebilir. Etnik kimlik anlamında söylüyorum. Ama bizi üstte birbirimize bağlayan üst kimlik TC vatandaşlığıdır. Bu ortak paydadır”...”Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah’tır. Ayrıma ne gerek var. O üst ortak paydada birleşip el ele vereceğiz” dedi.



“ETNİK UNSARLARI BİRLEŞTİREN ANA UNSUR DİNDİR”


-Erdoğan, Esenboğa Havaalanı'nda 11.12.2005 tarihinde yaptığı basın toplantısında; “Türkiye’de etnik unsurları birleştiren ana unsur dindir’ şeklinde bir ifadeniz oldu mu, yoksa yanlış anlaşılma mı oldu?” sorusu üzerine, “Ben ne söylediğimi çok iyi biliyorum.Bakın bunu ne zaman, ne üzerine söyledim. İşin başını, arkasını bir tarafa koyup ortasını almayın. Biliyorsunuz konu, Sayın Baykal’ın Yugoslavya benzetmesi üzerine söylenmiştir.



Türkiye, bir Yugoslavya değildir. Orada Sırp, Hırvat, Boşnak hepsi ayrı dinlerin mensuplarıdır. Aynı dinde olup farklı mezheplerde olanlar da vardır. Ama Türkiye’de ise 30’a yakın etnik unsur var. Bunu her zaman sizler de yazıyorsunuz, yüzde 99’u Müslüman bir ülke Türkiye’de din bir çimentodur.” cevabını verdi.



Erdoğan, bugüne kadar “din bir üst kimliktir” ifadesi kullanmadığını vurgulayarak, “Üst kimlik olarak kullandığım ifade; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır ve bunun defaatle açıklamalarını yaptık. Ama buna rağmen bazıları anlamak istemiyor. Yine söylüyorum, din bir çimentodur ve şu anda en önemli birleştirici unsurumuzdur. Tarih boyunca bu böyledir” dedi.


“MÜSLÜMAN OLAN MİLLET, KENDİ KİTABINI RAHATLIKLA ÖĞRENEBİLİR”



- Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan; izinsiz açılan Kuran kurslarıyla ilgili olarak, “Bir defa, şu ifade, çok çirkin bir ifade(…) Kaçak Kur’an kursu diye bir ifade olmaz. Yanlış bir şey. Bir defa, kanunun ruhuna aykırı. Kur’an öğrenilir. Kuranı öğrenmede kimse suç ifadesi kullanmaz. Bu millet Müslüman’dır ve Müslüman olan millet, kendi kitabı Kuranı da rahatlıkla öğrenebilir. ‘Kaçak Kuran kursları’ diye bir kanun maddesi yok" dedi.



“BEN LAİK DEĞİLİM, DEVLET LAİK” SÖZÜ


-Erdoğan, laiklik konusunda, "Laikliği din haline getirirseniz halkı üzersiniz"…"Bizim laiklikle derdimiz yok. 1982 Anayasası'nın laikliği düzenleyen maddesinin gerekçesinde bir tanım mevcut. Gerekçe, 'bütün dinlere eşit mesafede olmak' diyor. İnançlar, devlet güvencesinde. Tekrar ediyorum: Ben insan olarak laik değilim; devlet laiktir. Buna mukabil laik düzeni korumakla yükümlüyüm. Ama siz laikliği bir din gibi takdim ederseniz, bu ülkenin halkını üzersiniz. Türkiye iyiye gidiyor, hükümet başarılı, laikliği gündeme getirip, bundan nemalanmak isteyenler var" dedi.



“TOMMİKS-TEKSAS OKUMAYA KİMSE MANİ OLMUYOR..”


-Erdoğan, Kur'an kursları için yaş sınırı konulmasına karşı olduğunu söylerken, kendisinin de 7 yaşında Kur'an kursuna gittiğini hatırlatarak, “Bir defa eğitimin kanuna aykırılığının tartışılması lazım. Kuran'ın eğitimi olmaz. Kuran'ın öğrenimi olur. Şu anda Diyanet konu üzerinde çalışıyor.


Milli Eğitim de çalışıyor. Birisinde 12 yaş, diğerinde 15 yaş. Diyor ki bu yaşlardan önce öğretemezsin. Bırakılım kitabını, Kuran'ı öğrensin. Bu durumdan niye rahatsız olalım. Bırakalım rahat rahat öğrensin. Tommiks-Teksas okumaya hiç kimse mani olmuyor ama kendi kitabını öğrenmesine niye mani oluyoruz”



“BEN İSTANBUL’UN İMAMIYIM” SÖZÜ



-Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın basına yansıyan geçmişteki beyanlarında:

* Fanilere kul olmayacağız, dedik. Biz sadece bir zihniyetin, bir sistemin bu ülkede iktidarı için çalışıyoruz. Bu zihniyet, bu sistem er geç bu ülkede iktidar olacak. Dolayısıyla kula kul olmayacağız, çıkara kul olmayacağız. Fanilere kul olmayacağız, sadece Allah'a kul olmanın hazzını yaşayacağız.



* Türkiye'de şu anda birilerinin şeriatı var. Ama bu şeriat tükendi. Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyorlar.

* Ben İstanbul’un imamıyım.

* Elhamdülillah şeriatçıyım.

* Yılbaşına karşıyım.

* Ata' ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.

* Bizim için günah dosyası hazırlamışlar. Bizim günah dosyamızda ne var, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'ni fatiha ile açmak var. Bir Meclis'i fatihayla açtık. Fatiha ile Meclis'i açmak nedir? Önce bunu açıklayalım... Fatihanın manası nedir? Fatiha, karanlığı aydınlığa açmaktır.

* Yirmi yıl önce, yirmi beş yıl önce deselerdi, pop yıldızlarının çılgınlıklarını sergiledikleri Gülhane Parkı'nda bir gün gelecek, Allah'a âşık olanlar, ona sadık olanlar, muhlisler bu çınarların altını dolduracak ve buradan dünyaya nasıl ortaçağın karanlıklarından bir yeni çağ açmışlarsa, Allah'ın izniyle bir yeni çağ açılmışsa, Allah'ın izniyle yeni bir çağ, zulüm çağı kapatılacak, aydınlık bir çağ açılacaktır.

* İmamlar da nikâh kıysın.

* Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker.

* Ben tekkeye değil dergâha gittim….,şeklinde ifadelerde bulunduğu, RP İstanbul İl Başkanı olduğu 1994 yılında Refah Partisi'nin Ümraniye İlçe Örgütü'nün yeni hizmet binasının açılış töreninde:



“…1 Kasım bir dönüm noktasının adıdır. Zafer değil. Zafer böyle yakalanmaz. Şu anda daha henüz bir yoldayız. İnanıyorum ki yeşil ışıklar gözükmüştür. Fakat biliniz ki oraya kadar daha çok işaretler var. Ama inanıyorum ki zafer Allahın lütfuyla er geç bizim olacaktır. Çünkü vahi ilahi böyledir bunun işaretleri gözüküyor. Biz Cezayir gibi olmayız. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz. Allahın izniyle."


"Bir buçuk milyarlık İslam alemi Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Şu anda içte onun ışıkları göründü. Allahın izniyle. Bu kıyam başlayacak. Koşmaya mecbursun. çalışmaya mecbursun. Eğer çileyi çekmezsen gelmez. Eğer çocuklarınız, eğer mallarınız, eğer zevceleriniz sizi bu davadan gayretten alıkoyuyorsa bu zaferi beklemeyin değerli kardeşlerim. Bunu aşmaya mecbursun. Bunu aştığımız gün zaferin ışıkları bize yakın olacaktır. Ve o zaman hak nurunu tamamlayacaktır."


BAŞBAKAN DEĞİŞMEDİ…



b- Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldikten sonra sürekli ''gelişerek değiştiğini'' savunan ve Milli Görüş için ''Biz o gömleği çıkardık'' biçiminde beyanda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT 1 de 21.06.2006 tarihinde yayınlanan “Enine Boyuna” programında söylem değiştirerek; ''Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim'' dediği,




“İNANÇLI MÜSLÜMANLARIZ”




- Erdoğan, Alman Welt am Sonntag gazetesine 2005 yılı Şubat ayında verdiği demeçte, kızlarının neden türban taktığı sorusunu, kızları Sümeyye Erdoğan ve Esra Albayrak'ın Kuran'a uyduğunu dile getirerek. "İnançlı Müslümanlarız. Kuran'da kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor. Türkiye'de laiklik geleneği var” dedi.




Erdoğan, daha sonra bu röportajın ''aslı astarı'' olmadığını açıklamış, röportajı yapan gazetecinin ses kaydının olduğunu söylemesi üzerine ise basın danışmanı Ahmet Tezcan’ın, yazının doğru, ancak eksik olduğunu, yazıda Başbakan'ın ''toplumsal mutabakat şartıyla'' sözlerine yer verilmediğini açıkladı.



“KIZLARIM BAŞINI ÖRTTÜĞÜ İÇİN TÜRKİYE'DE OKUYAMADI”



- Erdoğan 2004 yılı Nisan ayında Ukrayna ziyareti sırasında kaldığı otelde bu ülkede okuyan ikisi türbanlı Türk öğrencilerinin denklik sorununu gündeme getirmesi üzerine, “Bu soruyu her yerde soruyorlar, ama artık sormayın. Ben bu konuyu iyi biliyorum.



Benim çocuğum Boğaziçi’ni kazandığı halde imam hatip lisesi mezunu olduğu için puanı düşürüldü, buraya gidemedi. Kızlarım başlarını örttükleri için Türkiye’de okuyamadı. Biz ailece bu konunun mağduruyuz.

Bu tip ayrımlara karşıyız. Ama sizin bu sorunlarınızın çözümü sadece bizim isteğimizle değil tüm siyasi partilerin katılımı ve uzlaşmasıyla çözülmeli. Bunu tek başımıza getirmek istemiyorum, çünkü o durumda gerginlik çıkıyor. Ben ülkede gerginlik yaratmak istemiyorum… Kızlarım başını örttükleri için Türkiye’de okuyamadı” dedi.




“İŞİN ASLI BAŞÖRTÜSÜDÜR”

- Erdoğan, Gül'ün "Türban daha modern olabilir" sözlerinin ardından yaşanan tartışmaya ilişkin görüşlerini de aktararak, "Sizce türban modernleşir mi?" sorusuna karşılık: "Ben o şekilde bir ifadeyi doğru bulmuyorum. Bu işin aslı başörtüsüdür.

Türban ifadesini yanlış buluyorum. Olay türban ifadesiyle siyasallaştırıldı. Başörtüsü inançtan geliyor. Takan, dinimizin bir gereği olarak takıyor. Moda noktasında buna çeşitli şekiller getirebilirsiniz. Bu konuda toplumsal mutabakat var, ama kurumsal mutabakatta sıkıntımız var. Başörtüsü bir oy zemini olmamalı. Ben bir oy zemini olarak görmüyorum. 3 Kasım seçimlerinde de 'böyle bir vaatle gelmiyorum' dedim. Kurumsal mutabakat sağlandığında bu zaten çözülecektir. Yavrularıma da asla bu noktada müdahale edemem." diye beyanda bulundu.



ULEMAYA SORULSUN...



-Erdoğan, "Cehalet içinde konuşuyorlar. Açsınlar Türk Dil Kurum lugatını. Milli Eğitim Ansiklopedisi'ni, diğer lugatları açsınlar. Ulemanın ne anlama geldiğini okusunlar. Bunlar şecaat arzederken sirkatlerini de ortaya koyuyorlar. Yani kendilerini överken açıklarını da ortaya koyuyorlar. Ulema, alimin çoğuludur. Bugünkü söyleyişle bilginin çoğuludur.

Ulema ise bilginler anlamına gelir.(…)Danimarka'da yaptığımız konuşmada, AİHM'nin Müslümanlara ait örtü ile ilgili karar verirken bu konuda bilirkişi olarak İslam'ın din bilginlerine sorması gerekirdi. Bu örtü ideolojik mi, sosyolojik mi, dinin gereği mi? (…) Sorduktan sonra kararını yine orası versin. Biz onların kararına uyarız. Türkiye'de de kimse bunu saptırma yoluna gitmesin" dedi



VELEV Kİ...

- Erdoğan, 2008 yılı Ocak ayında “Medeniyetler İttifakı Forumu” için gittiği İspanya’da Europa Press’in konuğu olarak katıldığı kahvaltılı toplantıda, “Türban sorununu yeni anayasa ile çözecek misiniz?” sorusunu, “Semboller dediniz, Benim partim içinde nasıl başörtülü varsa diğer partiler içinde de var.



Hepsinin siyasi tercihidir bu. Bu onların siyasi tercihine, dinin bir gereği olarak başını örttüğüne inanan ve bunu bu şekilde uygulayana zorla şu söyleniyor; ‘sen bunu siyasi simge olarak takıyorsun ‘ deniyor. Hayır ben bunu siyasi simge olarak takmıyorum, diyor. Velev ki (türbanı) bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere, sembollere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?” şeklinde verdi

(ALINTIDIR)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cankayaligenclik.tr.cx
boramir
Görgü Tanığı
Görgü Tanığı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 13
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 26/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   Çarş. 26 Mart 2008 - 16:35

keşke bu dava ülkenin yarısı bu partiye oy vermeden önce açılsaydı bu sebeblerin çoğunluğu bu parti başa gelmeden öncede vardı ikdidar döneminde böyle bir davanın açılması anca ülkeyi zora sokar nede olsa başka bir parti adı altında geri dönecektir halkı bilinçlindirmedikten sonra anca dolar fiyatını yükseltir bu partinin oyunu artırır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
sagitarius_m57
Görgü Tanığı
Görgü Tanığı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 18
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 24/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   Paz 30 Mart 2008 - 23:28

ne yazık ki güçlenerek gelecekler.şu an zaten yeterince maduru oynadılar.adamlar çok sistemli ve de örgütlüler. study
oldukça mantıklı ilerliyorlar birbirlerini kolluyorlar.ne de olsa cemaat kültüründen gelme inanlar.bir anda iktidara geldiler ancak 30 yıl bunun için düzenli çalıştılar(yani 1 anda değil gelişleri)bu sebeple de gidişleri de bir anda olmayacaktır.etkilerinin silinmeleri uzun zaman alacaktır.taşra ya da dikkat etmeli en kolay orada adam yetiştiriyorlar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
selchuqq_

avatar

Mesaj Sayısı : 8
Üniversite : Tobb Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
Kayıt tarihi : 22/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   Çarş. 9 Nis. 2008 - 8:17

"laissez faire laissez passer"


Adam Smith şu dandik akp türkiyesini görseydi ve o dandik akp ye karşı dava açıldığını duysaydı şartlara bakıp o meşhur sözünü söylerdi. "laissez faire laissez passer"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
sagitarius_m57
Görgü Tanığı
Görgü Tanığı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 18
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 24/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   Cuma 11 Nis. 2008 - 15:43

"laissez faire laissez passer"
ne demek bilemiyorum ki...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Has_Nick_Tir
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
**Baş Savcı** -Site Sahibi-
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 29
Kayıt tarihi : 20/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   Cuma 11 Nis. 2008 - 18:32

sagitarius_m57 demiş ki:
"laissez faire laissez passer"
ne demek bilemiyorum ki...

Ben acıklayım sana " laissez faire laissez passer " yani bırakınız yapsınlr bırakınız geçsinler diye serbest piyasayı özetleyen liberalizmi anlatan bir sözdür..Zamanında Turgut Özal Adnan menderes gibi sahıslarında benimsediği bu gün akp nın vazgecemediği politika.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cankayaligenclik.tr.cx
selchuqq_

avatar

Mesaj Sayısı : 8
Üniversite : Tobb Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
Kayıt tarihi : 22/03/08

MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   C.tesi 12 Nis. 2008 - 14:01

GncDvrmc demiş ki:
AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz neler..Sizce kapatılmalı mı ? burun fikrinizi alalım

Bence kpatılmaz ama birkaç milletvekiline seçim yasağı gelebilir. O da olmazsa akp'yi hazine yardımından muaf tutmak diğer mantıklı olay olur. para yoksa kömür yok, kömür yoksa oy da yok..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
AKP'yi kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» EĞİTİCİ FİLMLER
» If Clause Type 1 (1. Tip Şart Cümleleri)
» Denklem Kurma ve Problem Çözümü
» DeV GTa HiLeLeRi PaYLaŞıMı[DragonPLTN][Mr:OFAnGeL]

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
..Üniversitelinin Sesi Burada Başka Çıkıyor.. :: Gündem :: Gündemdeki konuları tartısıyoruz-
Buraya geçin: